Her hafta, takvimin bu dilimine denk gelen sinema anlarını kısaca hatırlatıyoruz. Bu hafta perdede bir casusun doğuşu, bir maskenin düşüşü ve şemsiyeyle inen bir dadı var.
25 Ağustos 1930 — Sean Connery doğdu
Edinburgh’un yoksul bir mahallesinde, kamyon şoförü bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Otuz iki yaşında Dr. No‘da “Bond. James Bond” dediğinde, sinemanın en kalıcı kahraman kalıbı da doğmuş oldu. Yedi Bond filminin ardından smokini çıkardı ve Dokunulmazlar ile Oscar’ını aldı; kaba saba çekiciliğiyle zarafeti aynı cümlede taşıyabilen ender oyunculardandı.
25 Ağustos 1973 — Fatih Akın doğdu
Hamburg’da, Trabzon kökenli bir göçmen ailenin ikinci çocuğu olarak doğdu. 2004’te Duvara Karşı ile Berlin’de Altın Ayı’yı kazandığında, Metin Erksan’ın Susuz Yaz‘ından tam kırk yıl geçmişti. İki ülkenin arasında kalmış insanların öfkesini ve şefkatini aynı karede tutmayı bilen bir sinemacı; Türkiye’nin de Almanya’nın da tam olarak sahiplenemediği, bu yüzden ikisine de ait olan bir ses.
26 Ağustos 1930 — “Bin Yüzlü Adam”a veda
Sessiz sinemanın en dönüştürücü yüzü Lon Chaney, kırk yedi yaşında akciğer kanserine yenildi. Notre Dame’ın Kamburu ve Operadaki Hayalet‘te kendi eliyle yaptığı makyajlarla acıyı görünür kılmış, canavarı korkulacak değil acınacak bir şeye çevirmişti. Sesli sinemaya geçtiği ilk yıl gitmesi, bir çağın kapanışına düşen acı bir dipnot oldu.
27 Ağustos 1964 — Mary Poppins ilk kez perdede
Walt Disney’in yıllarca peşinden koştuğu Mary Poppins, Hollywood’da Grauman’s Chinese Theatre’da gösterildi ve salondan beş dakikalık ayakta alkış aldı. Julie Andrews’un ilk sinema rolüydü; canlı çekimle animasyonu aynı karede buluşturan teknik cesaret, filme beş Oscar getirdi. Disney’in bu salondaki son büyük galası Pamuk Prenses‘e, yani yirmi altı yıl öncesine dayanıyordu.
29 Ağustos 1915 / 1982 — Ingrid Bergman’ın iki tarihi
Stockholm’de doğdu, altmış yedi yıl sonra aynı takvim gününde Londra’da hayata veda etti. Arada Kazablanka‘nın Ilsa’sı, Hitchcock’un Aşktan da Üstün‘ündeki kırılgan casusu, Rossellini’yle çıktığı ve Hollywood’un onu yıllarca affetmediği o cesur yol vardı. Doğum ve ölümün aynı güne düşmesi, sinemanın en simetrik vedalarından biri.
Bu haftanın hangi anı sence en önemlisi? Yorumlarda buluşalım — haftaya yeni sayfada görüşmek üzere.
Sinemanın 130 yıllık akışını topluca görmek için Sinema Haritası‘na, serinin diğer yazıları için Sinema Tarihinde Bu Hafta etiketine göz atabilirsiniz.

Yorum bırakın