Takvim her hafta sinema tarihinin bir başka sayfasını çeviriyor. Bu hafta perdede sürrealizmin çocuksu yaramazlığı, bir dâhinin doğumu, gölgelerde dolaşan bir avcı, galaksiyi kurtaran bir avuç kaçkın ve sessiz sinemanın en görkemli düşü var. Buyurun, geçmişin bu dilimine birlikte bakalım.

29 Temmuz 1983 — Luis Buñuel’e veda

Sürrealizmin sinemadaki en yaramaz, en cesur zihni Luis Buñuel, 83 yaşında Meksiko’da hayata gözlerini yumdu. Bir Endülüs Köpeği‘nin jiletle yarılan o meşhur gözünden Burjuvazinin Gizli Çekiciliği‘nin ince alaycılığına uzanan altmış yıllık yolculuğunda, izleyiciyi rahatsız ederken bile büyülemeyi bildi. Ardında akılla mantığın bittiği yerde başlayan bir düşler mirası bıraktı.

30 Temmuz 1970 — Christopher Nolan doğdu

Zamanı büken, gerçekle rüyanın sınırını silen çağdaş sinemanın en iddialı isimlerinden Christopher Nolan Londra’da dünyaya geldi. Memento‘dan Başlangıç‘a, Yıldızlararası‘ndan Oppenheimer‘a; entelektüel bulmacayı gişe filmiyle barıştıran ender yönetmenlerden oldu. Perdeyi hâlâ büyük düşünmenin mümkün olduğu bir yer olarak görmemizi sağladı.

31 Temmuz 1962 — Wesley Snipes doğdu

Aksiyon sinemasının karizmatik yüzlerinden Wesley Snipes Orlando’da doğdu. Dövüş sanatlarındaki ustalığını beyazperdeye taşıyan oyuncu, 1998 yapımı Blade ile çizgi roman kahramanlarının sinemadaki yükselişinin habercisi oldu; süper kahraman çağı henüz adını koymadan, gölgelerdeki o gündüz vampiriyle onun kapısını araladı.

1 Ağustos 2014 — Galaksinin Koruyucuları vizyonda

James Gunn’ın yönettiği Galaksinin Koruyucuları ABD’de vizyona girdi. Bir avuç sıra dışı kaçkının 70’ler pop şarkıları eşliğinde galaksiyi kurtardığı film, Marvel evrenine mizahı, rengi ve duyguyu bir arada getirdi. Konuşan bir rakun ve dans eden bir ağacın kalpleri fethedebileceğini kanıtlayarak tür sinemasının sınırlarını neşeyle genişletti.

2 Ağustos 1976 — Fritz Lang’e veda

Alman Dışavurumculuğu’nun büyük ustası Fritz Lang, 85 yaşında Beverly Hills’te hayata veda etti. Metropolis ile geleceğin distopik şehirlerini sinemaya armağan etti, M ile gerilimin dilini baştan yazdı. Gölgeyle ışığı bir ressam titizliğiyle kullanan bakışı, Blade Runner‘dan Matrix‘e kadar uzanan kuşakların hayal gücünü besledi.

Bu haftanın hangi anı sana en çok dokundu? Buñuel’in düşleri mi, Lang’in gölgeleri mi, yoksa galaksiyi kurtaran o neşeli kaçkınlar mı? Yorumlarda buluşalım — haftaya sinema tarihinin yeni bir sayfasında yeniden görüşmek üzere.

Bunlar da ilgini çekebilir


Yeni yazılardan haberdar ol

Yorum bırakın