Her hafta, takvimin bu dilimine denk gelen sinema anlarını kısaca hatırlatıyoruz. Eylülün ilk tam haftası; doğumlar, vedalar ve bir festival skandalıyla dolu.

7 Eylül 1909 — Elia Kazan İstanbul’da doğdu

Amerikan sinemasının en tartışmalı ve en etkili yönetmenlerinden Elia Kazan, o zamanki adıyla Konstantinopolis’te, Rum bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Actors Studio’nun kurucularından biri olarak metot oyunculuğunu perdeye taşıdı; Rıhtımlar Üzerinde ve Arzu Tramvayı‘yla Marlon Brando’yu, Cennetin Doğusu‘yla James Dean’i sinemanın merkezine yerleştirdi. McCarthy döneminde meslektaşlarının adını vermesi, mirasını hâlâ gölgeleyen bir yara olarak kaldı.

8 Eylül 1925 — Peter Sellers doğdu

İngiliz komedisinin en kaygan, en tekinsiz yüzü Peter Sellers, Southsea’de vodvil sanatçısı bir ailenin oğlu olarak doğdu. Dr. Strangelove‘da tek başına üç ayrı rolü sırtlayarak yaptığı numara, tip oyunculuğunun ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi. Pembe Panter’in sakar Müfettiş Clouseau’su ise onu dünyanın her yerinde tanınan bir yüze dönüştürdü.

9 Eylül 1984 — Yılmaz Güney’e veda

Türk sinemasını dünyaya taşıyan isim, sürgünde olduğu Paris’te mide kanseri nedeniyle hayatını kaybetti; henüz 47 yaşındaydı. Yüzden fazla filmde oyuncu, onlarcasında yönetmen ve senarist olan “Çirkin Kral”, senaryosunu cezaevinde yazdığı Yol ile 1982’de Cannes’da Altın Palmiye’yi kazanmıştı. Père-Lachaise Mezarlığı’ndaki mezarı, bugün hâlâ sinemaseverlerin uğrak yeri.

10 Eylül 1999 — Dövüş Kulübü Venedik’te yuhalandı

David Fincher’ın Fight Club‘ı dünya prömiyerini 56. Venedik Film Festivali’nde yaptı ve salondan alkış yerine ıslık aldı. Gişede de beklentiyi karşılamayan film, yıllar içinde bir kült statüsüne yükseldi; bugün bir kuşağın huzursuzluğunu en iyi anlatan filmlerden sayılıyor. Festival salonlarının ilk tepkisinin kaç kez yanıldığını hatırlatan güzel bir örnek.

12 Eylül 1992 — Anthony Perkins’e veda

Hitchcock’un Sapık‘ında canlandırdığı Norman Bates ile sinema tarihinin en ürkütücü kibarlığını yaratan Anthony Perkins, 60 yaşında Los Angeles’taki evinde hayatını kaybetti. Tek bir rolün bir oyuncuyu hem ölümsüzleştirip hem de ömür boyu peşini bırakmayışının belki de en çarpıcı örneğiydi; Bates’e üç kez daha döndü.

Bu haftanın hangi anı sence en önemlisi? Yorumlarda buluşalım — haftaya yeni sayfada görüşmek üzere.

Sinemanın 130 yıllık akışını topluca görmek için Sinema Haritası‘na göz atabilirsiniz.

Bunlar da ilgini çekebilir


Yeni yazılardan haberdar ol

Yorum bırakın