Western türü, Amerikan sinemasının özgüven abidesidir: geniş ovalar, yüce bireyler, kesin kötüler. Robert Altman, McCabe & Mrs. Miller‘da bu abideyi alır ve üstüne sis çöktürür — mecazi de, gerçek de. Film, 1902’de kuzeybatı Amerika’nın dağlık bir bölgesinde kurulan Çan Dağı kasabasının kısa tarihini izler. Ama aslında anlattığı şey bir kuruluş hikâyesi değil, bir yıkımın kroniğidir.
Kahramanın Kurgusunu Sökmek
Warren Beatty’nin McCabe’i, kahraman kovboyla aynı şapkayı takar ama çok farklı bir adam. Kumarbaz, içkici, yanılsama içinde — ama girişimci. Kasabada bir kumarhane-genelevini genişleten McCabe’in ortağı Mrs. Miller (Julie Christie), işin gerçek kurucusudur; pragmatik, soğukkanlı ve yanılsamasız. Altman, tipik Western kahramanının mitolojik yükünü bu iki figüre paylaştırır — ve her ikisini de sırtında taşıyamayacak kadar gerçek kılar. Thorburn’ün çerçevesiyle: film, Amerikan kültürünün bireycilik mitosu hakkında dürüst bir hesap sorar.
Altman’ın Kamerası ve Sisli Gerçeklik
Vilmos Zsigmond’un görüntü yönetimi, kasabayı parlak bir Batı güneşiyle değil; puslu, yorgun bir kış ışığıyla çerçeveler. Renk skalası çamurlu, sıcaklıklar düşük — bu bir süsleme değil, bir tutum. Altman’ın çakışan diyalogları ve uzak çekimlerle oluşturduğu doğallık hissi, Western’in teatral yapısını parçalar. Üstelik Leonard Cohen’in şarkıları — “The Stranger Song”, “Sisters of Mercy” — filmi bir yalnızlık şiirine dönüştürür.
Büyük Şirket, Küçük Adam
Filmin dramatik çatışması bir iş teklifinin reddedilmesiyle başlar. Bir maden şirketinin temsilcileri McCabe’in kumarhane-genelevini satın almak ister; McCabe reddeder. Bunun sonucu orantısız ve kaçınılmazdır. Bu kurgu — küçük bağımsız girişimcinin kurumsal güç karşısında ezilmesi — Gilded Age’in gerçek ekonomik dinamiğini yansıtır. 1971’de Vietnam ve Nixon Amerika’sında çekilen bu film, 1902 kılığıyla kurumsal şiddeti soğukkanlılıkla tespit eder.
Altman’ın Sosyolojik Çerçevesi
McCabe & Mrs. Miller‘ı özgün kılan, Altman’ın kahramanına sempatiyi vermesi değil; kasabaya vermesidir. Kasaba büyür, çalışır, sesi kalabalıklaşır — ve sonra kasabanın kaderinde en az payı olan kişi en ağır bedeli öder. Bu sosyolojik bütünlük, filmi bir kovboy hikâyesinden çıkarır; sınıf, sermaye ve bireysel çaresizlik üzerine bir denemeye dönüştürür. Altman’ın Western yorumu için karşılaştırmalı bir bakış: Tür (Genre) Nedir?
Amerikan sineması bugün bu tür hesaplaşmaları yapabilir mi, yoksa kahraman mitosu hâlâ kazanıyor mu?

Yorum bırakın